Lohusalık fiziksel bebeğimizle ilk tanıştığımız, onu kucağımıza aldığımız anda başlıyor. Bu süreç duygusal ve hormonal değişimleri, 7/24 mesaiyi içeren oldukça yoğun bir süreç. Belki bazılarımız için daha beklendik, bazılarımız için daha sürprizlerle doluydu. Ancak ne olursa olsun her anne için yoğun duygulanımları ve fiziksel yorgunlukları içeren sorumluluk hislerinin fazlaca hissedildiği bir adaptasyon süreci bu.
Lohusalık hüznü; ilk haftalarda annenin hissettiği ruh hali değişimleri, çökkünlük, sinirlilik, ağlama gibi belirtilerle ortaya çıkan çok yaygın bir durum. Bu durum çoğu zaman adaptasyon sağlandığında kendiliğinden ortadan kalkıyor. Ancak annenin fiziksel ve ruhsal yeterli desteği alamaması, geçmişteki ruhsal sorunların varlığı, annelik rolü için hazırlıksız olma, beklenmedik bebek olması gibi farklı sebepler daha zorlayıcı ve uzun süreli bir rahatsızlık olan lohusalık depresyonu için risk faktörlerini oluşturuyor.
Anneliğe adım attığımız ilk gün ve haftalarda bebeğimiz sanki karnımızdaymış gibi onunla senkronizasyon halimiz devam ediyor. Ancak biraz farkla. Karnımızda sadece kordon vasıtası ile kurduğumuz ve onun tüm ihtiyaçlarını karşıladığımız bu bağ, artık görünmez bir bağa dönüşüyor. Artık süt üretmek, uyanık kalmak, ihtiyaçlarına karşı uyanık olmak, rahatlatmak, sıcak ve güvende tutmak için yoğun bir efor sarfetmemiz gerekiyor. Üstelik bir yandan bizim de uyumaya, beslenmeye, güvende ve seviliyor hissetmeye, takdir görmeye ihtiyacımız varken. Bu hal, çok bağlı ve aşk dolu olmak ile tükenmek ve yılmak arasında ikircikli duygulara bizi götürüyor. Zaten fiziksel olarak yorgun olan bedenimiz, bu duygusal çekişmeler ile iyice yoruluyor.
Tam da bu aşamada bir kendinize sorun bakalım. Destek istemek, yardım talep etmek fikri sizi zorluyor mu? Kafanızdaki annelik fikrine ne kadar uygun geliyor? Kendinizi duş aldığınızda, uyumak için yatağa uzandığınızda, doğada yürüyüş yaptığınızda veya yağmurun sesini dinlediğinizde hayal edin. Ne kadar rahatlatıcı, yatıştırıcı, sakinleştirici. Aslında bu bebeğiniz için de bir yakıt deposu. Onunla bu kadar senkron halindeyken, aynı sinir sistemini paylaşırken, kendiniz için destek istemek aslında bebeğinizi rahatlatmanın, sakinleştirmenin, yatıştırmanın bir yolu. Bu aşamada acaba kendinizi nasıl destekleyebilirsiniz? Neyin sizin için temin edilmesine veya kendiniz için neyi yapabilmeye ihtiyacınız var? Bu konularda eşiniz ve yakınlarınız sizi nasıl destekleyebilir? Ve bu desteği onlardan, nasıl isteyebilirsiniz?